top of page
beyhan Tumer.jpeg

Beyhan TÜMER

22.06.2026

ÇOCUKLAR KARDEŞ OLDU MU?

“Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle, kemiğimle nefret ettim.” (1)

“Bir insan için en zor şey, her gün insan kalabilmek.” (2)

Bu sözler, yaşadığımız çağın zalimliğini, kötülüğünü, bencilliğini özetliyor âdeta. Sokakta büyüyen; sokak raconunu değil, paylaşmayı, arkadaşlığı, vefayı öğrenen o küçük çocuklar, şimdi kendi evlatlarının büyüme serüveninde aklı karışık, şaşkın ebeveynlere dönüştü. Bize öğretilenleri öğretmekte zorlanıyoruz. Kimimiz, evimizdeki prens ve prensesler dış dünyaya çıkıp başka prens ve prenseslerle karşılaşınca şaşkına dönüyor; kimimiz ise ahlaki değerlerle büyüttüğümüz çocuğumuz “ana kuzusu”, “süt çocuğu”, “ezik” diye yaftalanıp zorbalığa uğrayınca paniğe kapılıyor. Koruma içgüdüsüyle ‘kendini ezdirme, sana vurana sende vur’ gibi anlaşma ve çözümden uzak, şiddeti tetikleyen ifadeleri kalkan yapıyoruz çocuğumuza. Kendi aile dinamiğimizi sorgulamadan suçu ya başkasının “problemli çocuğu”na ya okula, öğretmene, dizilere atmanın konforuna sığınıyoruz. Ya sevgiyi bir kontrol zırhına bürüyüp boğuyoruz ya da sevgisiz, ihmal edilmiş bireyler yetiştiriyoruz. Velhasıl, kafası karışık anne babalığımızın faturasını ne yazık ki çocuklar ve toplum ödüyor.

İç karartıcı ve umutsuz bir tablo çizdiğimin farkındayım; ama durun, size iyi bir haberim var. Tüm bu karanlığın içinde derdi; ahlaklı, merhametli, vicdanlı ve sevgi dolu çocuklar yetiştirmek olan—bunu son model araba, lüks bir ev ya da yazlık sahibi olmaktan daha fazla dert edinen—anne babalar da var. İyi ki ve şükür ki varlar. Ancak bu anne babalar ve onların yetiştirdiği şanslı çocuklarla tünelin sonundaki ışığa ulaşabiliriz. İşte o şanslı çocuklardan ikisi: Defne ve Ali Tuna.

Bu iki sevgi pıtırcığı, kitap sayfalarından bize resmen hayat dersi veriyor. Yeşil gözlerini kocaman açıp sayılarla oyunlar oynayan Ali Tuna’nın kalbi de bir o kadar kocaman. Küçükken birçoğumuz zihnimizde bulutlardan resimler yapardık. İçindeki sevgiyi kalbine sığdıramayan Ali Tuna ise kalbinden bulutlara, bulutlardan da birlikte büyüdüğü süt kardeşi Defne’ye bir köprü kurup sevgisini yolluyor. Defne de sevgisiyle sihir yapabilen bir sihirbaz. ‘Görgülü kuşlar, gördüğünü işler’ derler ya; bu iki kocaman yürekli minik, sevmeyi sevilerek öğreniyorlar elbette. Çocuğuna brokoli yedirebilen değil, içindeki sevgiyi büyütmeyi ve paylaşmayı öğretebilen annelerdir bence iyi anneler. Tıpkı Ali Tuna ve Defne’nin anneleri gibi.

Çocuk kitabı yazmak, sanıldığının aksine hiç kolay bir iş değildir. Duygu Göker Şentürk, ‘Kalp’ ve ‘Kardeşlerin Bulutu’ ile kaleminin gücünü kanıtlamakla kalmamış; çocuklara kardeşliğin önemini anlatmanın yanında biz yetişkinlere de şapkamızı önümüze koyup düşünme fırsatı vermiş. Dünyayı, içindeki sevgiyi bir buluta sığdırabilen çocukların sihirli gücü kurtarır ancak. Umarım bir gün, hepimiz çocukların öncülüğünde o kardeşlik bulutlarını çoğaltabiliriz. Çocuklara gözyaşlarıyla ıslanmamış, üzerine ‘Sevgili Dünya’ yazabilecekleri bir gelecek bırakabilmek için hâlâ geç değil. Biz el ele olursak, çocuklar da el ele tutuşup aramıza katılır zaten.

Okuyalım, okutalım.

(1) Cahit Zarifoğlu

(2) Cengiz Aytmatov

Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
wh_6bd768992.jpg
wh_dc433c802.jpg

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page