top of page
Ümit Yaban ile (Facebook Kapak Fotoğrafı).jpg

Ah ilk kitaplar! Yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahip ilk kitaplar. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerli. Biz de bu heyecana ortağız ve büyük bir zevkle yazarların ilk göz ağrılarının görünürlüğüne katkı sunmayı görev biliyoruz.

Ümit Yaban

Zabel Yılmaz pjg.jpeg

"Ümit Yaban ile İlk Ümit" röportajları yeni konukların ilk kitaplarıyla inadinaedebiyat.net adresinde devam ediyor.

Ümit Yaban'ın bu seride sitemizdeki yeni konuğu "Güneşsiz Diyarlar Makamı" adlı kitabıyla Zabel Yılmaz.

ümityaban1_edited.png

Sayın Zabel Yılmaz ilk kitabınız Güneşsiz Diyarlar Makamı’nı kutlarım, Vacilando Yayınları’ndan elimize geçti keyifle okuduk teşekkürler. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Zabel Yılmaz kimdir?

Güneşsiz Diyarlar Makamı.jpeg

Edebiyatla ilişkim aslında okur olarak başladı. Uzun süre, insanlardan çok kitaplarla vakit geçiren, ilişkilerde biraz sert ve mesafeli biri olarak tanımlandım. Yeni girdiğim ortamlarda hemen karışan biri değildim; daha çok geri planda kalmayı seçerdim. Bir köşede durur, acele etmeden izlerdim. İnsanları, seslerini, aralarındaki görünmeyen mesafeleri...

 

Sonra fark ettim ki o sessiz birikim, içimde kendine bir yol arıyor. Gözlemlediklerim, içimde biriktirdiklerim ve anlatma isteği yavaş yavaş yazıya dönüştü. Yazmak, benim için yalnızca kendimi ifade etmenin değil, kendimi anlamanın da bir yolu oldu. Aynı zamanda dış dünyayla kurabildiğim en sahici bağlardan biri hâline geldi.

Gündelik hayatta karşılaştığım küçük hikâyeler, insanların kırılgan yanları, çoğu zaman dile gelmeyen duygular yazdıklarımın merkezine yerleşti. Ve galiba ben de o yazıların içinde değiştim. Eskiden daha sessiz, daha içine kapanık biriyken; şimdi içinde hep anlatacak bir şeyler dolaşan, sustuğunda bile zihninde cümleler kurmaya devam eden birine dönüştüm.

Yazma yolculuğu nasıl başladı? Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Yazma yolculuğuma öyküyle başladım. Fakat bu yolda nasıl yürüneceğini, bir sonraki adımın ne olacağını bilmiyordum. Bu belirsizlik beni İrem Nas’ ın atölyesine götürdü. Atölye, her şeyden önce bana disiplinli bir yazma alışkanlığı kazandırdı. Yolumu nasıl çizebileceğimi gösterdi. Yazdıklarımı değerlendirme imkanı bulmak ise benim için en kıymetli kazanımlardan biri oldu. Bunun yanı sıra çok güzel dostluklar edindim. Hala görüşüyor, birlikte üretmeye ve yürümeye devam ediyoruz. Bu bağın, benim için ayrı bir değeri var.

Yazma meselesinde çoğu zaman, beğenilmeme korkusu bizi durduruyor. Onaylanmama ya da eleştirilme ihtimali, yazdıklarımızı paylaşma cesaretimizi kırabiliyor. Oysa bazen tüm bu kaygılara gözlerimizi kapatıp o ilk adımı atmak gerekir. Çünkü hayatın ve yazının bize neler getireceğini görebilmenin tek yolu, başlamaktan geçer.

Yaşanmışlıklar, gözlemlediklerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızın bel kemiği olsa da sizin yazarken ilham kaynaklarınız, hikâyelerinizin temelini oluşturan unsurlar nelerdir?

Benim için ilham tek bir kaynaktan oluşmuyor, daha çok zamanla birikiyor. Gündelik hayatta çoğu kez dönüp bakmadığımız küçük anlar, yarım kalmış konuşmalar, görmezden gelinen insanlar, biraz karanlık ama yer yer absürt anlar… İlham dediğim şey çoğu zaman bir rahatsızlık hissi aslında. O hissi anlamlandırmaya çalışırken hikayeler ortaya çıkıyor.

Yazım süreciniz belirli bir disiplin veya ritüel çerçevesinde mi ilerliyor? Yazar tıkanıklığını aşmak için benimsediğiniz özel yöntemler var mı?

Yazmaya başladığımdan beri disiplini elden bırakmamaya çalıştım. Zaman zaman ipin ucunu kaçırdığım olsa da yeniden toparlanmaya gayret ettim. Uzun süreli kopuşlar yaşadığım pek olmadı, buna karşılık, bir öykünün zihnimde uzun süre dolaştığı çoktur. Zamanla bu hal, kendiliğinden bir rutine dönüştü.

Bir öyküye başlamadan önce uzun süre düşünüyorum. Kurgu ve karakterler tamamen içime sindikten sonra yazmaya karar veriyorum. Bir anlamda önce kendimden onay alıyorum. Hatta çoğu zaman öykü, yazmaya başlamadan önce zihnimde ilk cümlesinden son cümlesine kadar şekillenmiş oluyor. Yazıya geçtiğimde ise bu iskelet, aklıma düşen yeni ayrıntılarla genişliyor. Kafamda yeterince olgunlaşmadan başladığım hiçbir metni tamamlayabildiğimi hatırlamıyorum. Bu yüzden benim için asıl belirleyici olan, disiplinli yazmaktan ziyade disiplinli düşünmek.

Tıkandığım zamanlarda ise yaptığım tek şey dışarı çıkmak oluyor. Sokakta her zaman beni besleyecek bir şey buluyorum. Özellikle eski ve küçük semtlerde dolaşmak bana iyi geliyor. Duyduğum bir sesten, gördüğüm bir pasaj ya da eski bir binadan, saptığım bir sokaktan bir şeyler topluyorum. Genelde de böyle biriktirmeyi, o atmosferlerin çağrıştırdığı ihtimaller üzerinden hayal kurmayı seviyorum.

Kitabınızın genel teması nedir? Temayı oluştururken bilinçli bir şekilde mi hareket ettiniz yoksa yazım sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıktı? 

Kitap, biraz kenarda kalmış insanların, kimi zaman tuhaf, kimi zaman iç burkan hikâyelerinden oluşuyor. Göç, savaş ve yalnızlık ister istemez öne çıkıyor. Ama açıkçası yazarken elimde baştan kurulmuş bir dosya fikri yoktu; bu temaları bilinçli olarak seçmedim.

 

Sanırım o dönem zihnimi meşgul eden, anlamaya çalıştığım, empati kurduğum hayatlar metinlere sızdı. Yazdıkça fark ettim ki öyküler, benim seçtiklerimden çok, benimle kalan insanların izleriyle şekillenmiş. Bir anlamda, o hayatlar kendi yollarını bulup metinlerin içine yerleşti.

Kitabınızı okuyan birinin aklında en çok hangi soruların veya duyguların kalmasını isterdiniz?

Kitabı bitiren okurun, gündelik hayatın içinde çoğu zaman görmezden geldiğimiz ya da farkına bile varmadığımız insanların hayatlarına biraz daha yakından bakabilmesini isterim. Onlarla bir bağ kurabilmesini, en azından kısa bir an için de olsa empati geliştirebilmesini…

Çünkü çoğu zaman birbirimizden çok farklı hayatlar yaşadığımızı düşünürüz. Oysa biraz durup bakınca, o hayatların içinde kendimizden izler bulduğumuzu fark ederiz. Sanırım en çok, okurun da o duyguyla baş başa kalmasını isterim: Aslında sandığımız kadar farklı değiliz.

Kitabınızı yazarken ve yayımlarken aldığınız en değerli tavsiye ne oldu?

Dosyayı hazırladıktan sonra yayınevinden gelecek yanıtı bekleme sürecine dair hep benzer şeyler duyuyordum. Yazmaya ara verildiği, o bekleyişin yarattığı stresin üretkenliği sekteye uğrattığı… Bu yüzden “Şimdi ne yazabiliyorsan yaz, sonra zorlanacaksın” diyen arkadaşlarım oldu.

Belki de en baştan bunun kaçınılmaz bir süreç olduğunu kabullendiğim için, bekleme dönemini boşlukta geçirmek yerine yeni öykülerle doldurmayı seçtim. Amacım, o durgunluk hâline kapılmadan, mümkünse onu en aza indirerek ilerlemekti.

Geriye dönüp baktığımda, bu tavsiyeyi ciddiye almanın bana gerçekten iyi geldiğini görüyorum. Kendimi yazmaya zorladığım o dönemde, en çok içime sinen öyküler ortaya çıktı. Mola vermemek, yolda kalmamak, soluksuz da olsa devam etmek… Sanırım bana en iyi gelen şey buydu.

Yeni dosya hazırlığınız var mı? İlk kitap tecrübesini yaşamış biri olarak, ikinci dosya hazırlığında mutlaka buna dikkat edeceğim dediğiniz başlıklar neler?

Kitabımın çıkmasını beklerken yazmaya ara vermemek bana çok fayda sağladığı için yayımlandıktan sonra da uzun bir dinlenme sürecine girmek yerine, ikinci dosya için hemen çalışmaya başladım.

İkinci kitapta, en baştan bir tema belirleyerek yola çıkmaya özellikle dikkat ediyorum. İlk kitapta süreç biraz daha kendiliğinden gelişmişti. Bu kez baştan bir çerçeve çizmenin, yazacağım öykülerin yönünü belirleme konusunda bana daha fazla alan açacağını düşünüyorum.

İlkinde daha sezgisel bir yerden başlamıştım; bu defa biraz daha bilinçli, ne yaptığını bilen bir yolculuğu denemek istiyorum.

Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

ümityaban1_edited.png
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Zabel Yılmaz,

Güneşsiz Diyarlar Makamı, 

88 Sayfa, Vacilando Kitap

Söyleşi: Ümit Yaban, 15.04.2026

Güneşsiz Diyarlar Makamı.jpeg

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page