UMUT BUNUN NERESİNDE?
“Floransa, Vaftizhane
Giriş kapısının üstünde Andrea de Pisano’nun “Spes”i. Oturmuş, ellerini çaresizce kaldırıyor, ulaşamayacağı bir meyveye. Gene de kanatlanmış. Bundan hakiki bir şey yok.”
Walter Benjamin’in Tek Yön isimli deneme kitabındaki bu cümleler, okuduğum günden beri aklımın bir köşesinde. Yemek yaparken, ortalığı toplarken, film izlerken, saklandıkları yerden çıkıp, zihnimde yanıp sönüyorlar. Spes, umut, çaresizce, ulaşamayacağı meyve… Sözcükler, telefonumda bir türlü kapatamadığım, sık sık ana ekranda beliriveren inatçı bir uygulama gibi…
Görme yeteneğimiz varken, görememek ne kadar da ironik. Floransa’ya iki kere gittim, Vaftizhane’ nin önünden defalarca geçtim. Hayran bakışlarla fotoğraflarını çektim. Ama ne var ki, giriş kapısı üzerindeki bu rölyefi hiç fark etmedim. Görmeden baktığım için, bu fark edemeyiş, hayatıma, çarçur ettiğim kayıp bir an olarak eklendi…
Şu an, Floransa’dan kilometrelerce uzakta, çalışma masamın başında, bilgisayar ekranında rölyefi inceliyorum. Körlükten beter bir bakışla yanından geçip gittiğim bu sanat eseriyle Walter Benjamin’in sözleriyle tanıştım. Benjamin, bambaşka bir evrende olmasına rağmen, belleğimdeki silik bir “yaşantı” olarak kalan o anı, bir “deneyime” dönüştürmemi sağladı.
Gözlerimi dikip rölyefe bakıyorum. Bu kez, geçmiş o anın hakkını vermek istiyorum. Kişisel belleğimde kaçırdığım tarihi yeniden kurgulamak istiyorum.
Tam ortadan ikiye ayrılan "Spes"… Sol kanatta “SP”, diğer kanatta “ES”. Bu bölünme, doğası gereği naif, kırılgan olan umudun gücünü azaltmıyor mu?
Albert Camus, “Cezayir’de Yaz” isimli denemesinde, umudun, boyun eğmeyle eşdeğer olduğunu söyler. Yaşamaksa, boyun eğmemektir, diye devam eder. Umudu bu kadar küçümseyemiyorum ben. Ancak içinde cesareti ve devinimi yeşertmeyen bir umut, boyun eğiş olabilir…
Spes’deki melek bana hiç cesur ve kararlı gelmiyor. İkiye bölünmüş Spes’in ortasında ikircikli duruyor. Kanatlanacakmış gibi duruyor ama uçmaya niyeti olmadığı da çok açık. Ayakları yere sıkı basıyor. Mahçup bir biçimde kollarını uzatsa da geri çekilmeye hazır. Zorlamıyor sınırlarını, mücadele etmiyor. Sınırlarını zorlamadan, mücadele etmeden neyi değiştirebilecek ki? Olduğu yerde kalmaya devam ederek yaşamın ne anlamı olur?
Meleğin duruşu ve Walter Benjamin’in Spes’i anlatımı…
Ulaşamayacağını bildiği bir meyveye ulaşmaya çalışması mı bu kadar rahatsız etti beni? Yoksa aslında kanatlanıp havalansa, biraz zorlasa meyveye ulaşabileceği halde bunu yapmıyor olması mı? Umut bunun neresinde diye düşünüyorum. Walter Benjamin, bundan hakiki bir şey yok diyor… Benim içimden geçense bundan daha hazin bir şeyin olmadığı…
Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar


