top of page
Ümit Yaban ile (Facebook Kapak Fotoğrafı).jpg

Ah ilk kitaplar! Yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahip ilk kitaplar. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerli. Biz de bu heyecana ortağız ve büyük bir zevkle yazarların ilk göz ağrılarının görünürlüğüne katkı sunmayı görev biliyoruz.

Ümit Yaban

IMG-20250811-WA0003.jpg

​​"Ümit Yaban ile İlk Ümit" röportajları yeni konukların ilk kitaplarıyla inadinaedebiyat.net adresinde devam ediyor.

Ümit Yaban'ın bu seride sitemizdeki yeni konuğu "Kerpiç Evlerin Gölgesinde" adlı kitabıyla Semanur Bozok Sabuncu.

ümityaban1_edited.png

Sayın Semanur Bozok Sabuncu ilk kitabınız Kerpiç Evlerin Gölgesinde’yi kutlarım, Uzam Yayınların’dan elimize geçti keyifle okuduk teşekkürler. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Semanur Bozok Sabuncu kimdir?

Screenshot_20260920_202112_Instagram_edited.jpg

Ben teşekkür ederim. Okuma ve yazma yolculuğumun bir kitapla taçlanacağını doğrusu ben de bilmiyordum. Benim için kıymetli olan öncelikle çok okuma ve yazmaktı. Sanırım çocukluğumdan itibaren sıkı bir okur olmam bugünlerin temelini hazırladı. Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. Aile bireylerimin şiirlerimi okuduklarında yüzlerinde beliren tebessüm beni şiirden uzaklaştırdı. Şimdi ki aklım olsa bırakmazdım. Sonraları günlükler yazdığımı, okuduğum kitapların kısa kısa özetlerini not tuttuğumu hatırlıyorum. Hocalarımın bu kendi halimdeki yazma yolculuğumu desteklemeleri benim için kıymetliydi.

Kırıkkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği mezunuyum. Bir devlet okulunda sınıf öğretmeni olarak çalışmaktayım. Kitabımda ithaf ettiğim gibi Gökçen ve Serdar Kağan adında iki çocuk sahibiyim. Çayı, çocukları ve kitapları çok seviyorum. Anneliğim ve öğretmenliğim kitaplarla geçirdiğim zamanı kısaltsa da okumadan uyuduğum gün çok azdır diyebilirim. Bu şartlarda okumayla ve yazmayla bağımı korumaya çalıştım. Öykülerim ve metin inceleme yazılarım Hece Öykü, Daima Edebiyat, Olağan Hikâye, Çare dergisi ve Okur dergisi gibi çeşitli matbu ve e-dergilerde yayımlandı. Evliyim ve Yozgat’ta yaşıyorum.

Yazma yolculuğu nasıl başladı? Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

2020 yılında kovit salgını başlamıştı. Ben de doğum iznine ayrılmıştım. Evde olmak okumaya ve yazmaya zaman açmıştı. O dönemde çevrimiçi yazarlık atölyeleri de yaygınlaşmaya başlamıştı.

 

Yazı yolculuğuma katkı sağlamak için elimden geldiği kadarıyla atölyelere katılmaya çalıştım. Gökhan Coşkun, Zeynep Kahraman Füzün, Abdullah Harmancı ve Hakan Sarıpolat gibi usta yazarların eğitimlerine katıldım.Hâlâ fırsat buldukça eğitimleri takip etmeye çalışıyorum. Bazen çeşitlilik kafa karıştırıcı olsa da ustalardan her zaman öğrenilecek şeyler olduğuna inanıyorum.


Yazmaya yeni başlayan yazarlara ilk tavsiyem; şüphesiz iyi eserleri bol bol okumaları olacaktır. İyi metinler bir kaynak gibi insanı sürekli besleyen bir özelliğe sahiptirler. Bunun yanında güncel iyi edebiyat dergilerini takip etmelerini tavsiye ederim. Çağdaşlarımızın neler yazdığını bilmek de oldukça besleyici olacaktır.

Yaşanmışlıklar, gözlemlediklerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızın bel kemiği olsa da sizin yazarken ilham kaynaklarınız, hikâyelerinizin temelini oluşturan unsurlar nelerdir?

Düzenli olarak iyi yazarların kaleminden çıkmış öyküleri okuyorum. İyi metinlerde yazar yazmaya dair neleri ortaya koymuş bunu anlamaya çalışıyorum. Sizin sorunuzda belirttiğiniz gibi yaşanmışlıklar, gözlemlerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızı şekillendiriyor. Ben yazarken sinemadan da ilham aldığımı söyleyebilirim. Özellikle metinlerimde sahneler oluştururken sinemada yapılan sahnelemeleri göz önüne aldığımı belirtmeliyim. Bu noktada kitabı filme çevrilmiş eserler oldukça önemli oluyor. Önce kitabı okuyup sonra filmi izlediğinizde oluşturulan atmosferi çok net görebiliyorsunuz. Bunun bir yazar için besleyici olduğunu söyleyebilirim. Bunların yanı sıra bazen bir ses, bir koku, bir mekan sizi başka yerlere götürüp bir yazma fikrini zihninize ekebiliyor. Onu yakaladığınızda, onun peşine düştüğünüzde hikâyenin gelip sizi bulduğunu görebiliyorsunuz. Ben her seferinde bu hale şaşırıyorum.

Yazım süreciniz belirli bir disiplin veya ritüel çerçevesinde mi ilerliyor? Yazar tıkanıklığını aşmak için benimsediğiniz özel yöntemler var mı?

Yoğun mesai yapan bir öğretmen ve iki küçük çocuk annesi biri olarak her gün yazamıyorum. Masa başına oturmak her zaman mümkün olmuyor. Ama sürekli okuyorum. Teneffüste, bazen nöbette, gece yatmadan birkaç satırda olsa okuyarak günü tamamlıyorum. Düşünmek, okumak belki yazmadan geçen günler de bu yolculuğun bir parçası. Benim için önemli olan sürekli, yolda olmak. Bunu da okuyarak sağladığımı düşünüyorum. Böylece o tıkanıklık hali bana zarar vermeden geçip gitmiş oluyor.

Kitabınızın genel teması nedir? Temayı oluştururken bilinçli bir şekilde mi hareket ettiniz yoksa yazım sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıktı? 

Kerpiç Evlerin Gölgesinde on iki öyküden oluşan bir kitap. Kitabın ortak bir teması yok. Kitaba adını veren öyküyü son çalışmada dosyadan çıkardım. Siyasi bir niteliği olduğunu düşündüğüm için bu kararı aldım. Bunun dışında bütün öykülerde karakterler merkezde. Ben öykülerimde olaylar özelinde birbirine benzemeyen insan manzaralarına dikkat çekmeye çalıştım. Hani her insan bir alemdir denir ya. Öykülerde neredeyse her alemde, toplumun her kesiminden insanlar görmek mümkün. Kitapta Postmodern öykü örnekleri olduğu gibi modern anlatımda öyküler de bulunmaktadır. Bu pek tercih edilen bir yol olmasa da ben bunun zararlı olmayacağına inanıyorum. Zaman zaman gerçek, zaman zaman ironik anlatıma başvurduğum öykülerde özgün bir anlatımı yakaladığımı düşünüyorum.

Kitabınızı okuyan birinin aklında en çok hangi soruların veya duyguların kalmasını isterdiniz?

Şüphesiz her bireyin kitaplardan aldığı duygular, kitaptan aklında kalan sorular kendi ruh dünyasıyla yakından ilişkili. Ben okurlarımın durup düşünmesini, biraz yavaşlamasını, sokağa kulak vermesini isteyebilirim. Bana göre insan biraz yavaşlayınca, zaman zaman durunca belki en önemlisi düşününce yaşadığını hissediyor. Edebiyat bizi başka diyarlara götüren, başka insanlarla tanıştıran önemli bir işlevi yerine getirirken bunu da bizler için gerçekleştiriyor diyebilirim. Buna bir nebze katkı sunabilirsem ne mutlu bana.

Kitabınızı yazarken ve yayımlarken aldığınız en değerli tavsiye ne oldu?

İçsel motivasyonun dışsal motivasyondan daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bu yolculukta dışarıdan gelen onaylar oldukça kıymetliydi ama iç sesim bana her zaman okumaktan ve yazmaktan vazgeçme diye fısıldadı. Ona kulak vermeye çalıştım.

Yeni dosya hazırlığınız var mı? İlk kitap tecrübesini yaşamış biri olarak, ikinci dosya hazırlığında mutlaka buna dikkat edeceğim dediğiniz başlıklar neler?

İkinci dosyamın yarısı hazır. Acele etmeden edebi birikimimi artırarak devam etmenin daha iyi olacağını düşünüyorum. İlk kitaba hesapla, bir zaman hedefi koymadan başlamıştım. Bunda da aynı şekilde yol alacağımı düşünüyorum. Yol nereye evirilir, gidişat nereye çıkar ben de merak ediyorum.

Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

ümityaban1_edited.png
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Semanur Bozok Sabuncu

Kerpiç Evlerin Gölgesinde, 

80 Sayfa, Uzam Yayınları

​

Söyleşi: Ümit Yaban, 01.11.2026

Screenshot_20260920_202112_Instagram_edi

​

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page