top of page
Ümit Yaban ile (Facebook Kapak Fotoğrafı).jpg

Ah ilk kitaplar! Yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahip ilk kitaplar. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerli. Biz de bu heyecana ortağız ve büyük bir zevkle yazarların ilk göz ağrılarının görünürlüğüne katkı sunmayı görev biliyoruz.

Ümit Yaban

DTC-21.jpg

"Ümit Yaban ile İlk Ümit" röportajları yeni konukların ilk kitaplarıyla inadinaedebiyat.net adresinde devam ediyor.

Ümit Yaban'ın bu seride sitemizdeki yeni konuğu "Öyle Uzak ki Evim" adlı kitabıyla Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı.

ümityaban1_edited.png

Sayın Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı ilk kitabınızı Öyle Uzak ki Evim’i kutlarım, Edisyon Kitap basımıyla elimize geçti. Keyifle okuduk teşekkürler. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı kimdir?

Ömür1.png

1979 yılında, İstanbul’da doğdum. Kitaplarla dolu bir evde büyüdüğümü söyleyemesem de… Evde elime geçen her şeyi okumayı seviyordum ki buna Ana Britanica Ansiklopedileri ve yemek kitapları da dahildi. Gerçek anlamda ilk yazma deneyimimi ise sanırım ortaokul yıllarındaki kompozisyon derslerinde gerçekleştirdim. İçimde var olduğunu fark ettiğim yazar olma isteği, çok daha sonra, profesyonel hayata atıldığım yıllarda farklı bir seviyeye ulaştı. Bu da McCann Erickson’da Yönetici Asistanı olarak başladığım işimi bırakıp, kreatif ekibe geçmemi sağladı.

Bu süreçte reklamcılık konusunda eğitimler alarak kendimi geliştirdiğim gibi ajans içerisinde, yani işin mutfağında, reklam yazarlığını deneyimle şansım oldu. Reklam yazarlığı titrime, dijital reklamcılığın ortaya çıkması ile Sosyal Medya İletişim Danışmanlığı’na ekledim. Bu işler hali hazırda freelance olarak devam ederken, brieflerin ötesinde, birşeyler yazmak ve aslında sadece yazıya değil, edebiyata emek vermek istediğimi biliyordum. Kendimi daha çok okuyan, edebiyatla haşır neşir olan biri olarak hayal ettim. Ve bununla kalmayıp, bu hayalimi gerçekleştirme yolunda gerçek adımları atmaya başladım.

Yazma yolculuğu nasıl başladı? Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Yazmak hayatımda hep vardı. Hayatımın belli dönemlerinde gerek reklam yazarlığı, gerek yaratıcı yazarlık konusunda atölye ve workshoplara katıldım. Yazarken bir yandan da çalışmaya devam ettim. Bu işe daha çok zaman ayırmak istediğim ve bunu sağlayabildiğim ilk anda da çalışma hayatını bıraktım. Yazarlık atölyeleri, gruplarla çalışmak her zaman fayda sağlasa da benim ihtiyacım olan, beni doğru yönlendirebilecek, kafa yapılarımızın uyduğu bir eşlikçiydi. O konuda da sanırım şanslıyım. Çünkü Ekim 2020’den beri Melisa Ceren Hasmaden ile birlikte yol alıyorum.

Bu yolculuğa yeni çıkanlara tavsiyem, kulağa klişe gelse de çok okumaları. Okumalarını kendi meseleleri etrafında, bilinçli bir şekilde yapmaları. Özellikle Türkçe Edebiyat alanında çalışan yazar adayları kendi dilinde bundan önce yazılmış eserlerle sıkı bir okuma yapmalılar.

Yaşanmışlıklar, gözlemlediklerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızın bel kemiği olsa da sizin yazarken ilham kaynaklarınız, hikâyelerinizin temelini oluşturan unsurlar nelerdir?

Yazmak benim günlük rutinlerim arasında. Bir metin, ya da roman üzerinde çalıştığım zamanlarda düzenli olarak bilgisayarımın başında olmaya özen gösteririm. Yazarken illa olsun dediğim bir şey olmasa da hikâyenin içine girip konsantre biçimde çalışmam için kendi bilgisayarım, evde değilsem kulaklığım, defter ve kalemlerim mutlaka olmalı. Çalışırken, belli müzikleri dinlemeyi severim. Roman dosyasına çalıştığım dönemlerde her roman için kendime ayrı müzik listeleri oluşturdum ve bunlar eşliğinde yazdım. Bu bilinçli bir tercih olmasa kendiliğinden gelişti. “Öyle Uzak ki Evim”i çalıştığım dönemde dinlediğim liste başka, şu sıra çalıştığım ikinci romanımın listesi başka. Aynı müzikleri tekrar tekrar duymanın yazma motivasyonumu olumlu etkilediğini düşünüyorum. Hikayelerimin temelinde daha çok toplumsal cinsiyet meseleleri, dünyada ve Türkiye’de kadının toplum içindeki konumu odaklı konular var. Aidiyet, ev, aile, öteki olmak, beni meşgul eden konuların başında geliyor.

Yazım süreciniz belirli bir disiplin veya ritüel çerçevesinde mi ilerliyor? Yazar tıkanıklığını aşmak için benimsediğiniz özel yöntemler var mı?

Sanırım bir önceki soruda bu sorunuza küçük bir giriş yapmış oldum. Yazar tıkanıklığı yaşadığım, motivasyonumun düştüğü dönemlerde uzun yürüyüşler yapmaya çalışırım. Bu tamamen zihni durduran bir şey olmasa, fiziksel aktivitenin ön planda olduğu güce ve esnekliğe dayalı sporlar yapmak her zaman bana iyi geliyor. Onun dışında çalıştığım dosyadan kopmadan kısa süreli aralar vermek de bazen hikâye ile mesafelenmeme yarayabiliyor.

Kitabınızın genel teması nedir? Temayı oluştururken bilinçli bir şekilde mi hareket ettiniz yoksa yazım sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıktı? 

“Öyle Uzak ki Evim”, merak unsurunun yüksek olduğu, okura soru sorduran, okurla mesafeli bir ilişki kuran, okura her şeyi olduğu gibi sunmak yerine sezdiren bir roman. İlk bakışta roman bir aile hikayesi olarak görünse de mekânın ve hafızanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir roman. Bu romanı yazarken, meselelerim, anlatım dili, seçtiğim mekân olan ada, karakterlerim ve onların ne yapıp ne yapmayacağı konusunda bilinçli bir şekilde yol aldığımı söyleyebilirim. Yazarken, yani yolda değişen fikirler oldu mu? Tabi ki oldu. Ama yazmaya başlarken bir yol haritam vardı. Ne yapıp yapmayacağım önceden belliydi.

Kitabınızı okuyan birinin aklında en çok hangi soruların veya duyguların kalmasını isterdiniz?

Her okuyucunun metne yeni bir şey kattığına inanıyorum. Okur, kendi hikayesini kimi zaman adeta yeniden yazıyor. Bunu yaptığımız söyleşilerde gelen sorularda da fark ettim. Okuyucunun bir sorusuna ben müdahale edecek olsaydım. Romanda ana karakter Aslı’nın zihninden geçen o soruyu, okuyucunun da sormasını isterdim.

“ Bir insan hakkında her şeyi bilmek mümkün mü?”

Kitabınızı yazarken ve yayımlarken aldığınız en değerli tavsiye ne oldu?

Başkalarından bir tavsiye aldım diyemem. İlk romanı yazma sürecinde, içimde iki Ömür vardı. Bunlardan biri sürekli olmuyor, yapamayacaksın, kitabın basılmayacak diyor. Diğeri ne olursa olsun, yazmaktan, üretmekten, kısacası süreçten keyif alıyordu. Olmayacak diyen Ömür’ü duymamaya, gayret ettim. Ve pes etmedim. Şimdi ise kitabını eline alan, okuru ile buluşmuş, yazmaktan, hayattan başka keyifler alabilen bir Ömür var. Ve o, yolculuğuna güzelliklerle devam ediyor.

Yeni dosya hazırlığınız var mı? İlk kitap tecrübesini yaşamış biri olarak, ikinci dosya hazırlığında mutlaka buna dikkat edeceğim dediğiniz başlıklar neler?

İkinci roman dosyası üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Daha önce hiç roman yazmamış biri olmak la ikinciyi yazmak arasında, tabi ki fark olmalı. Dil, anlatım ve üslup açısından yazarın kendisine hep bir, şeyler katarak ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum. Ve bunun için çalışıyorum. Onun dışında basım aşamasına gelindiğinde seçilen değil, seçen olmak gibi bir hedefim var.

Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

ümityaban1_edited.png
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı,

Öyle Uzak ki Evim, 

200 Sayfa, Edisyon Kitap

Söyleşi: Ümit Yaban, 15.05.2026

Ömür1.png

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page