LAS POQUİANCHİS
Jorge Ibargüengoitia’nın başyapıtı Ölü Kızlar, 1960’lı yılların Meksika’sını sarsan, sınıfsal uçurumların ve kurumsallaşmış yozlaşmanın yarattığı bir toplumsal çürümenin anatomisidir. Eserin temelini oluşturan ve "Las Poquianchis" davası olarak tarihe geçen gerçek olaylar, sadece münferit bir seri katil vakası değil, devrim sonrası Meksika’sının büyük vaatleri altında ezilen, feodal kalıntılarla modern bürokrasi arasında sıkışmış sosyokültürel yapısının bir aynasıdır. Dönemin Meksika’sı, otoriter bir rejim altında şekillenen, yerel güç odaklarının rüşvet çarkıyla birleştiği ve hukukun sadece muktedirlerin lehine işlediği bir dokunulmazlık kültürü yaratmıştır. Bu boğucu hava aslında genelevlerin duvarlarında ete kemiğe bürünüyor. Bu mekanlar sadece birer ticarethane değil, dış dünyadan yalıtılmış, kendi karanlık yasaları olan birer toplama kampı veya aşılması imkânsız kaleler gibidir. Yüksek duvarlar, kilitli kapılar ve satın alınmış bir sessizlik, bu mekanları devletin denetiminden azade, mutlak birer tiranlık alanına dönüştürürken, aslında devletin kendisinin de bu mekânların bir parçası olduğunu hissettiriyor.

Romanın merkezindeki Baladro kardeşler—Arcángela ve Serafina—bu mekânsal kalelerin hem hükümdarı hem de mahkumudur. Psikanalitik bir şekilde ele alındığında Arcángela, toplumsal ahlak yerine kendi hayatta kalma yasalarını koyan sapkın bir bilincin; Serafina ise bastırılmış arzuların ve kontrolsüz intikam dürtüsünün temsilcisidir. Bu iki kadın, dönemin Meksika taşrasında kadına biçilen edilgenlik rolünü, kendi cinslerini acımasızca sömürerek tersine çevirmiş ve kendi krallıklarını kurmuşlardır. Ibargüengoitia bu karakterleri birer canavar olarak çizmiyor bana kalırsa. Rasyonel kararlar veren, işlerini yürüten ve hatta bazen mağduriyet kisvesine bürünen gerçek figürler olarak çiziyor. Mekânların labirentvari yapısı, bu karakterlerin zihinsel karmaşasını ve suçun gizlenme biçimini simgeliyor. Her kapı bir başka sömürü katmanına, her oda daha derin bir ahlaki çöküntüye açılıyor.


"Ölü kızlar" olarak anılan kurbanlar—Blanca, Evelia ve diğerleri—ise dönemin ekonomik çaresizliğini sırtlarında taşıyan, yoksul aileler tarafından bir eşya gibi satılan veya sahte iş vaatleriyle kandırılan, toplumun görünmez kıldığı sınıfların temsilcileridir. Bu kadınların yaşadığı travma, sadece fiziksel bir esaret değil, aynı zamanda bu hapishaneler içerisinde sistematik bir kimliksizleştirilme sürecidir. Hatta şunu da söylemek lazım; Ibargüengoitia, bu trajediyi tutanak estetiği ile aktarırken, şiddeti estetikleştirmekten titizlikle kaçınıyor. Okur, yazarın duygulardan arındırılmış sinir bozucu derecede soğukkanlı üslubuyla karşılaştığında, dehşetin vahametini daha sarsıcı bir biçimde hissediyor. Çünkü şiddet burada bağırarak değil, bir mahkeme raporunun donukluğuyla anlatılıyor. Bu anlatım tarzı, şiddetin nasıl bu kadar sıradan, mekanik ve bürokratik hale gelebildiği sorgulamasını yapmamızı sağlıyor.


Şimdi biz okur olarak genelde bir kurban bulup onunla bağ kurmak, ona ağlamak isteriz ama Ibargüengoitia buna hiç müsaade etmiyor. Bizi sistemin bütün parçalarına—suçluya, suç ortağına ve kurbana—eşit mesafede tutuyor. Bence bu mesafe, Latin Amerika edebiyatındaki büyülü gerçekçilik masallarına çekilmiş sağlam bir resttir. Yazar büyüyü çıkarıp atar ve geriye sadece rahatsız edici gerçek kalır. Roberto Bolaño' 2666'daki cinayetler bölümünde kurduğu şiddet dilinin kökleri, Ibargüengoitia’nın bu cesur kaleminde gizlidir.


Lafı toparlarsak Ölü Kızlar, bir suç romanı olmanın çok ötesinde; 20. yüzyıl Meksika’sının kültürel kodlarını deşen, mekânın psikolojik bir baskı unsuru olarak kullanımını ustalıkla işleyen ve iktidarın cinsiyetçi doğasını analiz eden sarsıcı bir toplumsal panoramadır. Bu metin, adaletin sadece bir hayal olduğu, suçun ise gerçek bir ticaret koluna dönüştüğü coğrafyada, aslında ölenlerin sadece genç kızlar değil, bütün toplumun vicdanı olduğunu kanıtlıyor.
-Hadi gelin daha da cesur konuşalım, çıkaralım kurgunun içinden gerçekleri;
-
Jorge Ibargüengoitia’nın romanına ilham veren gerçek olayda, González Valenzuela kardeşlerin (Las Poquianchis) çiftliğinde yapılan kazılarda 91 kadına, iki bebeğe ve birkaç erkeğe ait ceset kalıntıları bulundu. Meksika halkı bu rakamlarla sarsılırken, davayı takip eden gazeteciler gerçek ölü sayısının 150’nin üzerinde olduğunu iddia ediyordu.
-
Kitaptaki Baladro kardeşler ismi kurgu olsa da gerçek hayattaki kardeşlerin lakabı olan "Poquianchis" aslında onlara ait bir barın ismiydi. İronik bir şekilde, halk arasında bu isim artık saf kötülüğün ve kadın ticaretinin sembolü haline gelmiştir.
-
Kardeşler 1964 yılında tutuklandıklarında her biri 40'ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak liderleri olan Delfina (romandaki Arcángela’nın ilham kaynağı), cezaevinde bir kaza sonucu üzerine düşen ağır bir nesne (bazı kaynaklara göre inşaat kovası) yüzünden hayatını kaybetti. Diğer kardeş Maria Luisa ise hapishanede aklını yitirerek öldü.
-
Dava sırasında ortaya çıkan en çarpıcı gerçek, kardeşlerin yıllarca politikacılara, polis müdürlerine ve hatta yargıçlara rüşvet vererek korunmuş olmalarıydı. Bu durum, Meksika’da "kurumsallaşmış suç" kavramının en büyük kanıtlarından biri olarak kabul edildi ve Ibargüengoitia’nın romanındaki yozlaşma atmosferinin temelini oluşturdu.
-
Olay o kadar derin bir toplumsal travma yarattı ki, yıllarca Meksika taşrasında yaramazlık yapan çocukları korkutmak için "Seni Poquianchis’lere veririm!" sözü bir tehdit olarak kullanıldı. Yazar da bu korku dolu efsaneyi alıp soğukkanlı bir başyapıta dönüştürdü.
Eğer yozlaşmanın nasıl olup da bir toplumun nefesi hâline dönüştüğünü anlamak istiyorsanız, Ibargüengoitia size en temiz aynayı tutacaktır. Roberto Bolaño’nun dünyasına giriş yapmak isteyenler için de bu kitap, en sert kapı.
Kısacası; rahatını bozmak, gerçeğin rahatsız ediciliğini yaşamak ve "iyi edebiyatın" bazen nasıl can yakabileceğini görmek isteyen azınlıktaysanız, bu kitap sizin için yazılmış. Diğerleri kapağı hiç açmasa da olur.
Kaynakça: Bilinmeyen Cinsiyet Tarihi: Dört Gonzalez Valenzuela Kardeş ("Las Poquianchis"): Seri Katiller, Meksika 1964
(1) LAS POQUIANCHIS - El Caso de Las Hermanas González Valenzuela | Criminalista Nocturno - YouTube
Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar

