top of page

Her rengin bir tonu vardır. Kırmızıdan pembeler, pembelerden şekerler, şekerlerden çocuklar, çocuklardan yeniden renkler doğar... Ama yeşilin binbir tonu var. Ve yeşilin binbir duygusu… Her yeşilde farklı bir atmosfer saklı. Yürüyüşe çıktığın ormanda, başını göğe kaldırdığında gördüğün birbirine dolanmış dalların yeşiliyle, bir tabut örtüsünün yeşili bir mi? Ya da bir çocuğun elinin değdiği yeşil bir grapon kâğıdından yapılan süslerin, sınıfının tahtasına asılan neşesiyle, sokaktaki yeşil çöp konteynerinin kimsesizliği bir mi? Bahar da böyle işte. Kıştan çıkmanın sevinciyle, yaza yaklaşmanın heyecanı bir mi? Arada kalan en güzel zamandır bahar. Ama yine de arada kalandır. Kışın en soğuk günlerinde kulağımızda kulaklıkla doğa müzikleri dinleyerek hayalini kurduğumuz sanal kuş seslerinin yerine; artık Kurtuluş Parkı'nın gerçek atmosferi, damarlarında sahiden kan dolaşan kuşların şarkı söyleme vaktidir. Sahiden olan her şeyin gerçekleşme anı yaklaşmış demektir. Yeniden demek ve yeniden denemek için bir ayaklanma hâlidir baharın gelişi

RENKLERİN BİNBİR TONU VE İNADINA BAHAR

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
71CqxaPv-ML._SY425_.jpg

Bilim dünyası bu canlanmayı "serotonin patlaması" gibi terimlerle açıklasa da mesele sadece biyolojik bir saat tıkırtısından ibaret değil. Evet, güneş ışığının açısı değiştikçe beynimizdeki karanlık bulutlar dağılıyor. Melatonin yerini yaşama sevincine bırakıyor. Ancak bu değişim, kadim bir mitolojinin ruhumuzda yeniden filizlenmesidir aslında. Havaya, suya ve son olarak toprağa düşen cemreler, en çok bizim katılaşmış ön yargılarımızı, kıştan kalma küskünlüklerimizi eritiyor. Havada asılı kalan taze toprak kokusu, binlerce yıldır insanın "hayatta kaldık, yeniden başlıyoruz" deme biçimidir.

Çocuklar için bahar, sadece bir mevsim değil, dört duvar arasından kurtuluşun, sokağın hürriyetine kavuşmanın adıdır. Toprakla temas eden her çocuk, aslında kendi yaratıcılığını yeniden keşfeder. Çamurdan yapılan kaleler, ağaç dallarından kurulan dünyalar, bir çocuğun zihinsel dünyasında dijital ekranların veremediği muazzam verimliliği ve bilişsel esnekliği sağlar. Doğanın cömert kucağında büyüyen bir hayal gücü, yeşilin her tonuna ayrı bir hikâye sığdırabilir.

 

Biraz üzüldük, biraz sevindik, biraz ağladık, biraz güldük ama silkinip güneşe avuçlarımızı tuttuk her bahar yeniden. Sadece baharlarda depolayabildiğimiz yaşama direncine ihtiyacımız var. Yalnızca bu mevsimde aşk, taze çiçek kokularına karışıp gelir ve tüm sevimli kedi yavruları bu uyanışın içinde gözlerini açar dünyaya. Umutlanalım biraz, ağladığımız kadar. Öldüğümüz kadar yaşayalım ve sevilmediğimiz kadar sevelim inadına baharda.

 

İşte tam da bu uyanışın, baharın hırçın ama bereketli kırkikindi yağmurlarının ortasında, edebiyatın iyileştirici gücüne sığınıyoruz. 19 Nisan’da Ankara Route Sahnesi’nde, "İnadına Edebiyat" ailesinin samimi çatısı altında kıymetli yazar Ethem Baran ile gerçekleştireceğimiz imza ve söyleşi gününe hepinizi mutlaka bekliyoruz.

Ethem Baran’ın son romanı "Kırkikindiler Bittiğinde" üzerine yaptığım incelemeyi aşağıda bulabilirsiniz:

Kırkikindiler Bittiğinde: Bir Ömrün ve Ankara'nın Muhasebesi


Romanın geçtiği tek bir gün koca bir ömür günü İlhan'ın omuzlarına binmiş gidiyor. Kitap bitince, "Yav Köhne'deki kadınların Feramuz'a olan ahı resmen İlhan'dan çıktı" dedim kendi kendime. Seksenler, doksanlar ve Ankara var bu satırlarda ama nostalji olsun diye değil, resmen bir hesaplaşma yaşansın diye yazılmış. İlhan'ın babasıyla bitmek bilmeyen çıkmazı ve kavgası onun bütün dünyasını şekillendirmiş. Her köşe başında çocukluğuna çarpıyor İlhan ve hep canı yanıyor.


Evini paylaştığı kedileriyle (Sementa I-II-III) kurduğu bağ, insanlara karşı ördüğü duvarın çatlağı gibi görünüyor bana. Bazı hesaplar ne kadar yazılırsa yazılsın, Ankara sokaklarında ne kadar adımlanırsa adımlasın asla kapanmıyor. İlhan babasına duyduğu öfkenin altında, sadece görülmek isteyen çocuğun çaresizliğini taşıyor aslında. Ve o kadar anlaşılır bir şekilde geçiyor ki bu his okura, bir anda İlhan oluveriyor insan. Babasının sert gölgesi oğlunun tüm yetişkinliğini bir karabasan gibi sarmışken, son yüzleşmede kelimelerin boğazına dizilmesi tesadüf değil. Çünkü o kadar yıl biriktirilen itilmişlik, terk edilmişlik hissi bir cümleye sığamayacak kadar ağır geliyor.


Demek ki İlhan, aslında babasıyla değil de babasının onda bıraktığı boşlukla kavga edip durmuş ömür boyu. O boşluğu da ne kedileri ne de yazdığı satırlar tam anlamıyla doldurabilmiş. Babasının otoritesinin karşısında kendi kırılganlığını, aidiyetsiz hâlini ilk kez bu kadar çıplak görüyor belki de. Üstelik bu aidiyetsizlik sadece babasıyla sınırlı kalmıyor, hayatına giren tüm kadınların birer birer başkasına gitmesiyle hayatı bir şanssızlık abidesine dönüşüyor. Sanki babasının onaylamayan, sevgisini esirgeyen tavrı bir kader gibi hayatındaki her kadına bulaşıyor ve İlhan her seferinde terk edilmişliğin, hiç kimse için yeterli olamamanın ağırlığıyla yeniden yıkılıyor.


İlhan'ın kaleme sarılması, aslında onun hayata tutunduğu incecik dal haline geliyor. Kelimelerden kendine yepyeni, kimsenin yıkamayacağı sığınaklar inşa ediyor adeta. Yazmak onun için sadece bir uğraş değil, çocuklukta aldığı ama bir türlü kabuk bağlamayan yarasını sağaltma biçimi, babasına karşı kazandığı gizli ama büyük zaferi aslında. Kitabın son sayfasına geldiğimdeki his ise, İlhan'ın yazarak iyileşemeyeceğini ama yazmadan da nefes alamayacağını anladığı o tekinsiz eşik... İlhan'ın kalemi yaraları sadece daha görünür hâle getiriyor.


Sonunda dinmeyen Kırkikindi yağmurları gibi, karakterin bu yazma sancısı da ruhumuzda ıslak ve unutulmaz bir iz bırakıp gidiyor. Bu sarsıcı hikâyenin izlerini sürmek için 19 Nisan'da buluşalım.
İnadına Kitapla kalın.

Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page