top of page
WhatsApp Görsel 2025-07-08 saat 15.01.45_4c7852a5.jpg

Duygu Göker Şentürk

08.07.2025
      HAYAT ARASI
​   

      İşte yine yapıyor. Elimde ses kayıt cihazıyla bekliyorum. Kızımın nefesini kaydediyorum. O nefes aldıkça ben yaşıyorum. O nefes aldıkça ben doğuyorum. Kızım uykusunda başka bir dil konuşuyor. Bebekçe diyor babası. Ama kızım en son on iki aylıkken bebekti. Sonrasında doktorumuzu bile şaşırtacak derecede güzel konuşmaya başlayan bir çocuktu. Üç aylık olduğundan beri okuduğum kitapların etkisi diye övünürdüm. Uykusunda başka bir dil konuşuyor dediğimde kimse bana inanmadı. Bir tane anlamlı kelime yakalasam çözeceğim dili. Ama hayır, yakalayamadan sadece kaydediyorum. 
   “Anne, belki de büyük büyük annemiz başka bir ırktandı.”
   “Bilmez miyim öyle olsa kızım. Nereden çıktı bu?” Gülüyor. Ben eminim. Başka bir ırktan olmanın izlerini taşıyor kızımın dili. Annem bilmiyor. Kızım atalarının dilini hatırlıyor.
   “Torunundan çıktı.” 
Anlamıyor. Sorgulamıyor. Ama ben anlıyorum. Yine beni hayal denizinde yüzüyor sanıyor.  “Onun kendi dünyası var,” derdi hep benim için. Herkesin kendi dünyası olmalı, değil mi? Bilmiyor. Büyüdükçe küçüldü dünyam. Bir odaya sığar hale geldi. Sonra bir kutuya bile sığdı. Ben büyüdüm, dünyam küçüldü.  İnsanlar tanıdım, büyüdükçe kalbi küçülen. O yüzden şükrettim hâlime. 

Bir otobüste anne ve kucağındaki küçük kızı yolculuk ediyor. Pencereden dışarıyı izliyorla
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
     İki yaşındaki kızım Derya, otobüste heyecanla işaret ediyor. El sallıyor. El sallanan yer gülümsüyor. Genç bir çocuk. Normalde anneannesine bile zor gülümseyen kızımın dudaklarının heyecanla kıvrılışını izliyorum. Kızım gülümseyince çocukluğum gülümsüyor.

“Sevdin mi anneciğim abiyi?”
Kızımın ela gözleri bende değil. “Ben de geldim,” diyor orta boylu on yedi yaşlarındaki gence. Diz çöküyorum önünde. Ellerini tutuyorum. Siyah saçlarını elimle tararken gülümsemesine gülümsüyorum.
“Biriyle mi karıştırdın anneciğim? Tanımıyoruz abiyi. Kime benziyor?” 
“Senin karnına gelmeden önce yaşadığım yerde oyun oynamıştık. O benden çok önce geldi.”
Sonra birkaç kelime daha havaya karışıyor. Uykusunda konuştuğu gibi konuşuyor sanki. Anlamıyorum. Yüzü fazla beyaz, mavi gözleriyle yakışıklı olan abimiz, bize yan dönmüş olduğu yüzünün artık diğer yarısını da cama cevirmiş. Derya yine de ondan el sallamasını ve gülücüğünü esirgemiyor. 
“Anneciğim biliyor musun? Orada ki yüksek kuleden düştü o. Ben çok korkmuştum. Hem de yanağı bile yaralandı. Ama çok yaralandı.” Yeterli bulmamış gibi ekliyor: “Çok”
Ne diyeceğimi bilemiyorum. Nasıl anne olunur bilemediğim birçok andan sadece biri diyorum kendime. Annem geliyor aklıma. “Onun kendi dünyası var.” Tam gülümseyeceğim anda genç çocuk tüm yüzünü dönüyor bize. Yanağının diğer yarısını kaplayan bir doğum lekesi. Çok büyük bir doğum lekesi. Tesadüf diyorum. Kendimi sakinleştirmek için, içimden koyun sayar gibi tesadüf kelimesini sayarken genç çocuk kızımın el sallamasına karşılık vererek iniyor. 
“Gördün mü? Hâlâ çok yara.” diyor kızım. Peşinden uykusunda söylediği kelimelerden biri geliyor yine.
“Ne dedin anneciğim?”
“Sana geldim anne.”
“Sanki daha başka bir şey söyledin.”
“Senin karnına gelmeden önce konuştuğum şekilde söyledim.”
Sonra ne sorarsam duymamış gibi dışarıyı izliyor. Onun kendi dünyası var. Ben inanıyorum ona. Ben annesiyim. Ben hayatta inanılmamışlardan oldum. Kızım olmayacak. Bunaltıcı soruları bırakıyorum hemen oracıkta. Onun dünyası benim dünyam. Benim tüm dünyam o.
“Güzel miydi orası?”
 ​

Az önce çizdiğin kadını şimdi bir hastane koridorunda gözleri yaşlı ve hamile olarak tasvi
   “Çok çimen var. Çok insan var. Ben seni seçtiğim için geldim anneciğim. Bana ihtiyacın vardı.”
O sırada ayağımın altı bulut oluyor. Gözyaşlarım yağmur. Yer değiştiriyor bedenim. O hastane kokusunun içinde sahiplenmediğim sandalyede misafirim. Doktor, “çocuğun olmaz,” diyor. Ters dönüyor dünya. Gözyaşlarım ayağımın altında, artık bulutlar yüzümde. Ama artık mavi değil bulutlar.  Babamın mezarı başındayım. Ağzım açılıyor. “Baba, çocuğumun olmayacağını öğrendiğim gün ölünür mü?” Elim karnımda. Elim karnımdan düşüyor. Bir ay sonra içimde bir dünya yeşeriyor. Bulutlar yeniden mavi.
   “Çok ihtiyacım vardı kızım.”
Yeterli bulmamış gibi ekliyorum: “Ama çok.”
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page