top of page
Ümit Yaban ile (Facebook Kapak Fotoğrafı).jpg

Ah ilk kitaplar! Yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahip ilk kitaplar. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerli. Biz de bu heyecana ortağız ve büyük bir zevkle yazarların ilk göz ağrılarının görünürlüğüne katkı sunmayı görev biliyoruz.

Ümit Yaban

emame-foto.jpeg

"Ümit Yaban ile İlk Ümit" röportajları yeni konukların ilk kitaplarıyla inadinaedebiyat.net adresinde devam ediyor.

Ümit Yaban'ın bu seride sitemizdeki yeni konuğu "Uçurtmanın İpi" adlı kitabıyla Emame Akman Harmancı.

ümityaban1_edited.png

Sayın Emame Akman Harmancı ilk kitabınız Uçurtmanın İpi’ni kutlarım, Dergâh Yayınları’ndan elimize geçti, keyifle okuduk teşekkürler. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Emame Akman Harmancı kimdir?

uçurtma-kapak.jpeg

İnce davetiniz için teşekkür ederek başlayayım. Kitap okumakla ve defterlere bir şeyler yazmakla olan ilişkim çocukluktan beri hep vardı. Ancak “yazı” ile daha ciddiyetle ve ne yaptığımı bilerek ilgilenmem son on yılda gelişti. Öykü dergileri, kitapları okudum ve okudukça ben de öyküler yazdım. Onları dergilere gönderdim. Yayımlanmalar, reddedilmeler derken o ufak kalp çarpıntıları gün geldi bir kitap dosyasına ve çok daha uzun soluklu bir heyecana evrildi. Nihayetinde kucağımıza nur topu gibi bir “Uçurtmanın İpi” aldık.

Bu arada 11 yıldır bir kurumda bilgisayar mühendisi olarak görev yapıyorum. Evli ve iki çocuk annesiyim. Ev, iş, çocuklar derken çoğu zaman hayatın koşturmacası içinde ruhumu dinlendirebildiğim “edebiyat” günden güne bir yaşamı anlamlandırma ve özümseme biçimi oldu. Edebiyatın sinsi bir şekilde hayatımın kılcal damarlarına sızmaya çalışmasından şikayetçi değilim. Kendimi o akışa bırakmanın ve beni neleri beklediğini bilmemenin keyfini çıkarıyorum.

Yazma yolculuğu nasıl başladı? Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Çocukluğumda henüz onların birer “hikâye” olduğunu bilmeden defterime yazdığım uzun soluklu metinler olurdu. İzlediğim şeylerden etkilenerek yazdığımı anımsıyorum. Dizi, film tadında sürükleyici kurgular. Zannediyorum o dönemlerde beni doğru kitaplarla tanıştıran olmamış ki okuduklarımdan değil izlediklerimden yola çıkarak hikâyeler kurmuşum. Elimde hep bir “okunmakta” olan kitap olduğunu hatırlıyorum. Kenarda beni bekleyen bir kitabın olmadığı bir vakit belki de hiç olmadı. Kimisi kütüphanelerden edindiğim kimisi de popüler kültürün karşıma çıkardığı eserlerdi. Zamanla, biraz da el yordamıyla daha nitelikli şeyler okuyabileceğimi keşfettim. Bu nedenle bazı önemli yazar ve eserlerle yolum biraz geç kesişmiş oldu. Bu durumu bir fırsat bilerek, daha dikkatli bir okur olduğumu düşündüğüm yaşlarda o “iyi” eserlerin tadını çıkarmaya çalıştım, çalışıyorum. Okumak, yazmayı seven insanın yolunu bir şekilde kaleme, kâğıda ya da klavyeye mutlaka çıkarıyor.

Yazma yolculuğuna yeni çıkacak olanlara tavsiyem her söylenene kulak asmamaları olacak. (Bunu kendim iyi beceremiyor olsam da.) Herkes kendince bir yöntem belirliyor ve bir başkasının yaptığı belki bizde işe yaramıyor. Bir de insanlar ahkam kesmeyi ya da akıl vermeyi çok seviyor, kendi doğruları neyse genç yazardan da onu bekliyor. Bu köreltici tutumlara karşı uyanık olunmalı. Kendi hikâyemizin peşinde olmak ve onu yeşertmek en güzeli. Bir de çok geç kalmadan nitelikli eserleri keşfetmek ve okumak. İyi okurluğun kokusu yazılan metinlere siniyor. Buna inanıyorum.

Yaşanmışlıklar, gözlemlediklerimiz, iç dünyamız yazdıklarımızın bel kemiği olsa da sizin yazarken ilham kaynaklarınız, hikâyelerinizin temelini oluşturan unsurlar nelerdir?

Başka yaşamlar, konuşmalar, hâl ve hareketler, şiirler, öyküler, romanlar, filmler, diziler… Liste uzayıp gider. Kısacası hayata dair olan hemen her şey, yazarın dimağına daima birikir durur. Masanın başına geçince nereden geldiğini bilmediğimiz ve daha sonra “bunu ben mi yazdım” diyerek şaşıracağımız o metinler, tüm o yığıntılardan süzülerek kâğıda dökülmüştür. En azından benim inanışım böyle. Bazen bir cümle, zihnimde yanıp sönen bir hikâye konusu, en olmadık zamanda aklıma düşer ve ben onu mutlaka not alırım. Daha sonra neye benzeyeceğini bilmeden üzerinde çalışıp onu bir öyküye dönüştürürüm. Sonuç bazen istediğim gibi olur, bazen olmaz. Bazen biraz parlak, biraz aksak, biraz karamsar ya da biraz muzip olur. Hayattaki diğer şeyler gibi.

Yazım süreciniz belirli bir disiplin veya ritüel çerçevesinde mi ilerliyor? Yazar tıkanıklığını aşmak için benimsediğiniz özel yöntemler var mı?

Zihnim yazmakla sürekli meşgul olsa da masa başına geçmek her istediğimde mümkün olmuyor. Malum, annelik. Bu nedenle, daha sonra kâğıda dökeceğime inanarak aldığım notlar tek güvencem. Akşamın geç vakitlerinde, yazabilmem için nihayet tüm dünya sessizleştiğinde yazıyla mücadelem başlıyor. Mücadele diyorum çünkü yazarken hem fiziksel hem ruhsal olarak “savaş” sinyali almışçasına tetikte oluyorum. O kendini verme hali söz konusu olmazsa, dikkatim sürekli dağılırsa yazdığım şey için de benim için de pek hayırlı olmuyor. En tatlı kısım ise savaş sonrası ganimetlerin toplanması. Yazıya ayrılan süre bitince o satırları sakince biraz da şaşırarak okumak, gülümsemek ve sağaltılmış bir zihinle uykuya yol almak.

Yazar tıkanıklığı henüz yaşamadım ama olsaydı muhtemelen şöyle yapardım. Beni zorlayacak, kapsamlı öyküler yazmaya çalışmak yerine gündelik yaşamın içinden basit nesneler veya duygular üzerine kısa kısa yazılar yazardım. Bu tip yazılar hem kalemimi sıcak tutar hem de yaratıcı yönümü beslemeye devam ederdi. En önemlisi de o yazdıklarımı yayımlamayacağımı, benden başka da kimsenin görmeyeceğini varsayardım. Ki insanın en özgür davranabileceği ve tıkanıklıktan kurtulabileceği konforlu koşullardan biri de bu olsa gerek.

Kitabınızın genel teması nedir? Temayı oluştururken bilinçli bir şekilde mi hareket ettiniz yoksa yazım sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıktı? 

Kitaptaki öyküler belli bir tema çerçevesinde yazılmadı esasen ama onları bir arada görünce ve okurlardan geri dönüşler alınca öykülerin büyük çoğunluğunun bazı temalara meylettiğini ben de fark ettim. Bunlardan bazıları; aile içi ilişkiler, kadın-erkek ilişkileri, travmalar, çelişkiler, kararsızlıklar ve belirsiz durumların hissettirdikleri, dar bir alanda insanların çeşitli hallerine, çatışmalarına yönelik yapılan gözlemler ve bunların hikâye edilmesi. Öykülerimi şiirsellikten uzak tutmaya çalıştığım berrak bir dille ve gerçekçi bir üslupla aktarmaya gayret ettim.

Kitabınızı okuyan birinin aklında en çok hangi soruların veya duyguların kalmasını isterdiniz?

Kitabı okuyanların zihninde belli bazı duygular bırakmak ister miydim emin değilim ama sorular bırakmak isterdim. Öykü kişisi görünürde bir tercih yapmış olsa bile okurun “acaba” demesi, öyle değil de böyle olabilirdi diye düşünmesi, zihninde bir tereddüt, bir kararsızlık belirmesi ve hayata, insana dair çeşitli sorularla baş başa kalması beni mutlu ederdi.

Kitabınızı yazarken ve yayımlarken aldığınız en değerli tavsiye ne oldu?

Değerli diyebileceğim tavsiyeleri dergilerde ya da kuram kitaplarında, edebiyata dair teori yazıları yazan usta yazarlardan almaya gayret ediyorum. Ne diyordu onlar en çok? Oku, oku, oku, yaz.

Yeni dosya hazırlığınız var mı? İlk kitap tecrübesini yaşamış biri olarak, ikinci dosya hazırlığında mutlaka buna dikkat edeceğim dediğiniz başlıklar neler?

Yeni dosyamı da yine öykülerden inşa etmek istiyorum. Yapabilirsem bu sefer ilkinden farklı ve belirli bir tema çerçevesinde yazmaya, öyküleri hem hacim hem de derinlik bakımından bir üst seviyeye çıkarmaya çalışacağım.

Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

ümityaban1_edited.png
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle

Emame Akman Harmancı,

Uçurtmanın İpi, 

101 Sayfa, DergâhYayınları

Söyleşi: Ümit Yaban, 01.04.2026

uçurtma-kapak.jpeg

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page