top of page

GÜLÜMSEYİN TROLLENİYORUZ

Trol’ün izini sürmek, dijital dünyanın çürümüş yerlerinde isteyerek kaybolmak demek. Trol, yalnızca sosyal medya eleştirisi değil, içten içe hepimizin suç ortağı olduğu dünyanın, modern zaman canavarlığının kaydını tutuyor. İnternet denen ucu bucağı görünmeyen boşlukta yankılanan kahkahaların arkasındaki mutsuzluğu, klavye başındaki güç hissinin getirdiği yalnızlığı yüzümüze çarparak bizi kendimizle baş başa bırakıyor. Kitabın arasında binbir çeşit filtrenin ardına gizlenmiş yüzlerin aslında ne kadar kendimizden ne kadar içimizden olduğunu fark etmek insanın canını acıtıyor.

Yazar yarattığı karakterlerin darmadağınık hayatları üzerinden bugünün insanının içine düştüğü anlam arayışını daha doğrusu anlamsızlığını işliyor. Sosyal medyanın ışıltılı dünyasında var olmaya çalışırken azar azar eksilen, eksildikçe hırçınlaşan ruhların hikâyesi bu anlatılanlar. Bir tıkla bir hayatı karartabileceğini sanan, nefret söylemlerini kuşanan görünmez ordunun aslında ne kadar korkak olduğunu gösteriyor Doğu Yücel. İnsanların ekran arkasındaki cüretkâr, fütursuz tavırlarının altında yatan ezikliği, sevgisizliği çıplak bir şekilde koyuyor ortaya. Tiksinmekle acımak arasında gidip geliyor, arafta kalıyorsunuz resmen.

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
wh_874145827.jpg

Anlatının merkezindeki ana karakterin hikâyenin en başlarında takındığı kibirli, her şeyi bilirim edasındaki üst perde davranışları sinir bozucu bir boyuta ulaşıyor. Kitabın içine girip burnu havada duruşuna müdahale etmek istiyorsunuz. Kendini her şeyden yukarıda konumlandıran bu ukala tavrın yarattığı çiğlik hissi, sinir uçlarıma dokundu resmen. Bu denli katlanılmaz bir karakterin dünyasına misafir olmanın verdiği huzursuzluk metnin tekinsizliğini ilk anlardan itibaren katmerliyor. O esnada başlıyor işte linç kültürünün acımasız çarkları dönmeye… Yazar, kişinin bir sabah kahvesini yudumlarken, sadece birkaç saniye içinde tanımadığı birini nasıl bir canavara dönüştürebildiğini, klavye başındakilerin nasıl soğukkanlı bir cellada evrildiğini anlatıyor. İnsanlar ekran başında birer yargıç kesilip, karşılarındaki kurbanın çırpınışlarını, sesini duyuramayışını büyük bir iştahla izliyorlar. Görünmeyen kalabalığın fırlattığı görünmez taşlar, hedefindeki kişinin hayatını darmadağın ederken, ekranın arkasındakiler bir sonraki avın arayışına çıkıyor. Organize olmadan örgütlü kötülük yaratılıyor.

Trol-Dogu-Yucel-kapak.jpg

Hikâyenin gidişatındaki atmosfer, modern hayatın getirdiği yabancılaşmayı epeyce hissettiriyor. Karakterlerin kendi iç sesleriyle yaptıkları kavgalar, hesaplaşmalar, metni sıradan bir kurgu olmaktan çıkarıp bir toplumsal panoptikona dönüştürüyor. Herkesin birbirini izlediği, yargıladığı, bir saniyede linç edip bir saniyede göklere çıkardığı bu yeni dünya düzeninde, insan kalabilmenin imkânsız ağırlığını omuzlarımızda hissediyoruz. Eğrisi doğrusu birbirine karışmış sanal evrende, vicdanın nasıl da manyetik bir alana kapılıp delirdiğini, yönünü tamamen şaşırdığını izliyoruz. Sanal gözetleme kulesinin altında ezilen insanın trajik onaylanma ihtiyacı bir bağımlılığa dönüşüyor. Üç beş beğeni, birkaç sahte kalp uğruna kendi benliklerini, mahrem acılarını hatta haysiyetlerini bile nasıl pervasızca pazarlık masasına sürdüğünü görüyoruz hayretler içinde. “Görülüyorum, öyleyse varım” yanılgısının getirdiği içsel çürüme, ruhu da vitrin malzemesine çeviriyor. İnsan, kendi yarattığı profilin kölesi haline geldikçe gerçeklikle olan bağı da azar azar kopuyor. Kitabı bitirdiğinizde elinizdeki sadece iyi kurgulanmış bir roman olmuyor. İçinize oturan kara taşla da kalakalıyorsunuz.

Kitap, sanal karakterlerin ardındaki insanların akşam evlerine döndüklerinde sığındıkları kimsesiz odaları düşündürüyor biraz da. Gündüzleri nefret kusan, insanları yaylım ateşine tutan parmakların, geceleri korkuyla yorganın altına saklanan birer çocuğa ait olma ihtimalini de bir düşünsenize. Doğu Yücel, cesaretiyle toplumun iltihaplı bölgesini deşiyor. Kendini ne kadar soyutlarsan soyutla, çamurlu akıntının bir şekilde paçalarına bulaştığını, seni de yavaş yavaş içine çektiğini hissetmenin çaresizliği çökecek üzerine.

Romandaki kara mizah unsurları bile ağlanacak halimize gülmenin buruk tadını bırakıyor. Gülümserken birden yüzünüzün asılması yazarın dil cambazlığındaki başarısından kaynaklanıyor kesinlikle. Hayatın içindeki absürtlüklerin, sanal dünyada nasıl birer canavara dönüştüğünü izlemek, insanın insanlığa dair beslediği son ümit kırıntılarını da süpürüp götürüyor. Sosyal medya platformlarının sunduğu sahnelerde, herkes kendi trajedisinin başrolünü oynarken nasıl da komik duruma düştüğünü, maskeler düştüğündeyse ortada sadece hiçliğin kaldığını yüzümüze vuruyor. Bu yüzden Trol, zihnimizin içinde dönüp duran, uykularımızı kaçıran bir misafir.

Kelimelerin gücünün birer yıkım aracına dönüştürülebildiğini görmek, dilin kutsallığına inananlar için ayrı bir yıkım, ayrı bir hayal kırıklığı yaratıyor. Önceden dünyayı güzelleştirmek, kalpleri iyileştirmek için kullanılan harfler, şimdi ekranlardan sızan zehirli ok gibi saplanıyor. Sözün bittiği yer denir ya hani, işte tam oraya konumlandırıyor yazar hikâyesini.

İçimizdeki röntgenleme arzusunun, başkalarının acılarından beslenen ilkel tarafımızın bu denli çıplak sergilenmesi, kişiyi kendi kendinden utandıracak raddeye getiriyor. Klavyenin tuşlarına basarken hissedilen tanrıcılık rolü aslında insanın ne kadar aciz ne kadar muhtaç bir yaratık olduğunu gizleme çabasından başka bir şey değil. Kitap boyunca süren kovalamaca aslında dışarıdaki düşmanla değil, doğrudan içimizdeki ikizimizle yapılan bir savaşın tasviri gibi. Bu savaşı kazanmanın bir yolu var mı, yoksa çoktan teslim mi olduk, işte bu sorunun cevabı meçhul.

Doğu Yücel, son zamanların distopyasını yazmış. Yaşadığımız anın göbeğine bırakarak görevini yapmış. Bize de ne düşer? Trollenmek… Gelin 14 Haziran’da İnadına Edebiyat Kitap Kulübü ile Ankara’da yazarıyla beraber ‘Trol’lenelim. Kitapla kalın…

Yayına Hazırlayan: Süheyla Çağlar

  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Facebook - Black Circle
WhatsApp Image 2026-05-30 at 21.35.01.jpeg

Hazırladığınız kitap incelemelerinizi, öykü-deneme türündeki yazılarınızı, edebiyat ve sanat odaklı dosya konularınızı inadinaedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

Tanıtım amaçlı kitap gönderimi ve reklamlarınız için de aynı kanallardan ulaşabilirsiniz.

  • Instagram
  • X
  • Youtube
  • Pinterest
  • Facebook
bottom of page